• Göçebe Türk Ordularının Temel Gıda Kaynakları Nelerdi?-04

 
Göçebe Türk Ordularının Temel Gıda Kaynakları Nelerdi?-04
 
Göçebe Türk ordularının temel gıda kaynaklarını anlamak için önce bozkırı anlamak gerekir. Çünkü bozkırda mutfak, yalnızca evin veya çadırın içinde kurulmaz; coğrafyanın kendisi mutfağın bir parçasıdır. Rüzgâr, otlak, su kaynağı, hayvan sürüsü, mevsim, yaylak ve kışlak düzeni, hepsi bu mutfağın görünmeyen malzemeleridir.
 
Bozkır insanı toprağa değil, öncelikle sürüye bağlıydı. Bu yüzden gıda sistemi hayvan varlığı üzerinden kurulmuştu. Fakat burada hemen önemli bir düzeltme yapmak gerekir: Göçebe Türk mutfağı yalnızca etten ibaret değildi. Evet, et merkezî bir gıdaydı. Fakat süt, yoğurt, kımız, kurut, tereyağı, iç yağı, kavrulmuş tahıl, darı, arpa, yabani bitkiler ve ticaret yoluyla alınan ürünler de bu sistemin parçasıydı.
 
Yani göçebe mutfağı tek boyutlu değil, çok katmanlıydı.
Temel gıda kaynakları arasında koyun eti, at eti, keçi eti, kısrak sütü, koyun sütü, keçi sütü, yoğurt, kurut, tereyağı, iç yağı, kavrulmuş tahıl, darı, arpa ve bölgeye göre yabani otlar, kökler ve meyveler bulunuyordu. Bu ürünlerin her biri bozkır hayatının farklı bir ihtiyacına cevap veriyordu.
 
Koyun eti daha yaygın ve pratikti.
At eti bazı dönem ve topluluklarda önemliydi.
Keçi eti dayanıklı hayvancılık ekonomisinin parçasıydı.
Kısrak sütü kımızın temeliydi.
Yoğurt ve kurut sütü saklanabilir hâle getiriyordu.
Yağ soğuk iklimde enerji sağlıyordu.
Darı ve arpa ise hareketli hayatın tahıl desteğini oluşturuyordu.
 
Burada koyun özellikle önemlidir. Bozkır kültürü anlatılırken at çoğu zaman merkeze alınır; bu doğrudur, çünkü at hızdır, savaş gücüdür, hareket kabiliyetidir. Fakat günlük beslenme açısından koyun sürüleri de en az at kadar önemlidir. Koyun et verir, süt verir, yağ verir, yün verir, deri verir. Yani koyun, bozkır ekonomisinin sessiz omurgalarından biridir.
 
At ise başka bir kategoridedir. At yalnızca yenilen veya sütü sağılan bir hayvan değildir; savaşçının hızı, ordunun hareket gücü ve devletin genişleme kabiliyetidir. Bu yüzden at eti ve kısrak sütü konusu, yalnızca mutfak başlığı altında değil, askerî lojistik başlığı altında da ele alınmalıdır.
 
Göçebe Türk ordularında süt ürünlerinin yeri son derece önemlidir. Modern bozkır araştırmaları, Avrasya steplerinde süt ve süt ürünlerinin yalnızca besin değil, bütün bir yaşam sisteminin parçası olduğunu gösterir. Süt doğrudan içilebilir; yoğurda, kımıza, kuruta, peynire, tereyağına ve farklı fermente ürünlere dönüşebilir. Böylece kısa ömürlü bir gıda, daha dayanıklı ve taşınabilir hâle gelir.
 
Bu çok önemlidir. Çünkü bozkırda gıdanın değeri yalnızca besleyiciliğiyle ölçülmez. Taşınabilir mi? Saklanabilir mi? Sıcakta bozulur mu? Soğukta donar mı? Savaşçı at üzerindeyken tüketebilir mi? Ateş yakmadan kullanılabilir mi? Bu sorular, göçebe savaş mutfağının temel sorularıdır.
 
Kurut, bu sorulara verilen en güçlü cevaplardan biridir. Yoğurt veya süt ürününün suyunun azaltılmasıyla elde edilen kurut, küçük hacimli, hafif, dayanıklı ve enerji veren bir üründür. Gerektiğinde suyla açılır, çorbaya katılır, doğrudan yenir veya başka yiyeceklerle birlikte kullanılır. Bir göçebe savaşçı için kurut, yalnızca yiyecek değildir; sütü zamana karşı korumanın yoludur.
 
Kımız da aynı şekilde yalnızca içecek değildir. Kısrak sütünün fermente edilmesiyle elde edilen kımız, bozkır toplumlarında hem günlük beslenmenin hem de sosyal hayatın önemli unsurudur. William of Rubruck, 1253-1255 yılları arasında Moğol coğrafyasına yaptığı seyahatte kımızı ayrıntılı biçimde anlatır ve bu içeceği “cosmos” adıyla kaydeder. Onun gözlemlerinde fermente kısrak sütü, bozkır insanının hayatında sıradan bir içecek değil, kültürel ve besleyici bir temel unsurdur.
 
İbn Battuta’nın 14. yüzyılda Altın Orda sahasında gözlemlediği Türk topluluklarına dair aktardıkları da bu bakımdan çok değerlidir. İbn Battuta, bu toplulukların yemekleri arasında darı lapası benzeri “dugi”den, üzerine dökülen ekşi sütten, at ve koyun etinden, sütle pişirilen erişte benzeri yiyeceklerden, kısrak sütünden ve tahıldan yapılan boza türü içeceklerden söz eder.
 
Bu anlatı bize çok önemli bir şey gösterir: Göçebe mutfak sadece et mutfağı değildir. Evet, et vardır. Hatta askerî güç açısından et çok önemlidir. Ama yanında süt vardır, ekşi süt vardır, kımız vardır, tahıl vardır, boza vardır, erişte benzeri yemek vardır. Bu, zannedildiğinden daha karmaşık bir beslenme sistemidir.
 
Altın Orda sahası üzerine yapılan modern araştırmalar da bu tabloyu destekler. Yazılı ve arkeolojik veriler, Altın Orda dünyasında hayvancılığın etin yanında süt, yün ve deri üretimi için de önemli olduğunu; darı, çavdar, buğday, arpa, yulaf ve bezelye gibi ürünlerin de belirli bölgelerde yetiştirildiğini gösterir. Yani bozkır toplumu ile tarım toplumu birbirinden tamamen kopuk değildir. Göçebe topluluklar hayvancılığa dayanır, fakat tahıl ve bitkisel ürünlerle ilişkileri de vardır.
 
Bu nokta akademik açıdan çok önemlidir. Çünkü göçebe toplumları “yalnızca et yiyen savaşçılar” olarak anlatmak hem tarihî hem de kültürel olarak eksik bir yaklaşımdır. Bozkır toplumları mevsime göre beslenir. Yaz ve sonbahar aylarında süt ürünleri daha fazla öne çıkar. Kış aylarında et ve yağ daha önemli hâle gelir. Tahıl ve bitkisel ürünler ise ticaret, vergi, ganimet, yerleşik komşularla ilişki veya yerel üretim yoluyla sisteme dahil olabilir.
 
Bu nedenle göçebe Türk ordularının temel gıda kaynaklarını üç ana başlıkta düşünebiliriz: hayvansal gıdalar, süt ve fermente ürünler, dayanıklı tahıl ve bitkisel destekler.
 
Hayvansal gıdalar içinde koyun, keçi, at, sığır ve av hayvanları bulunur. Fakat savaş düzeninde hayvanı kesmek her zaman ilk tercih değildir. Çünkü sürü aynı zamanda servettir, ulaşım gücüdür, süt kaynağıdır ve geleceğin güvencesidir. Bir hayvanı kesmek, yalnızca bir öğün kazanmak değil, bazen gelecekteki sütü, yavruyu ve hareket gücünü kaybetmek anlamına gelebilir.
 
Bu yüzden süt ürünleri stratejik olarak çok değerlidir. Süt, hayvanı öldürmeden gıda sağlar. Kımız, yoğurt, kurut, peynir, tereyağı ve diğer süt ürünleri, sürüyü canlı tutarak beslenme imkânı verir. Bu bakımdan süt ürünleri bozkırın en akıllı gıda sistemlerinden biridir.
 
Düşünün: Bir yerleşik ordu tahıl ambarı olmadan zorlanır. Göçebe ordu ise sürüsünü, atını ve süt ürünlerini yönetebildiği ölçüde hareket edebilir. Yani bozkırda sürü, hareket eden ambar gibidir. Fakat bu ambar canlıdır. Beslenmesi, korunması, otlatılması, sulanması ve sefer ritmine göre yönetilmesi gerekir.
 
Bu yüzden göçebe ordunun mutfağı aynı zamanda hayvan yönetimi bilgisidir.
William of Rubruck’un anlatımlarında bozkır insanının süt ürünleriyle kurduğu ilişki Avrupa okuyucusu için şaşırtıcıdır. Çünkü Orta Çağ Avrupası’ndan gelen bir gözlemci için hareket hâlindeki bir toplumun sütü fermente ederek, kurutarak, farklı içecek ve yiyeceklere dönüştürerek kullanması, alışılmış şehir ve köy mutfağından farklıdır. Rubruck’un metinleri bu nedenle yalnızca seyahat gözlemi değil, mutfak antropolojisi açısından da değerlidir.
 
Marco Polo’nun Moğol savaşçılarına dair anlatılarında da olağanüstü sefer şartlarında ateş yakmadan uzun süre hareket edebilme, kurutulmuş süt ürünleri, kımız ve at üzerinden sağlanan gıda kaynakları öne çıkar. Ancak bu tür anlatıları kullanırken dikkatli olmak gerekir. Marco Polo’nun ve diğer Orta Çağ seyyahlarının metinlerinde hayranlık, korku, abartı ve gerçek gözlem bazen iç içe geçer. Bu nedenle akademik konuşmada bu tür bilgileri “bütün Türk toplulukları böyleydi” diye genellemek doğru değildir.
 
Özellikle at damarından kan alma meselesi bu dikkatle ele alınmalıdır. Bazı Moğol ve bozkır anlatılarında, çok zor sefer şartlarında atın damarından az miktarda kan alınarak tüketildiği belirtilir. Marco Polo geleneğinde bu bilgi özellikle dikkat çekicidir. Fakat bunu bütün Türk topluluklarının düzenli uygulaması gibi sunmak yanlıştır. Daha doğru ifade şudur: Bazı Orta Çağ Moğol ve bozkır kaynaklarında, olağanüstü sefer şartlarında hayatta kalmak için at kanından yararlanıldığı aktarılır. Bu, genel bir mutfak alışkanlığı değil, zorunluluk hâlinde başvurulan olağanüstü bir sefer pratiği olarak değerlendirilmelidir.
 
Burada asıl çarpıcı olan, kan içme anlatısının kendisi değil; bozkır savaşçısının hayvanla kurduğu çok yönlü lojistik ilişkidir. At ulaşım aracıdır. At savaş aracıdır. At süt kaynağıdır. At gerektiğinde yiyecek kaynağıdır. Atın yemi, suyu, dinlenmesi ve sağlığı, ordunun kaderini belirler.
 
Yani göçebe orduda asker ve hayvan aynı lojistik bütünün parçalarıdır.
Göçebe Türk ordularının gıda kaynakları içinde tahılların yerini de küçümsememek gerekir. Darı, arpa ve kavrulmuş tahıllar özellikle önemlidir. Darı lapası, kavut, kavrulmuş arpa veya un haline getirilmiş tahıl ürünleri, et ve süt ağırlıklı beslenmeye karbonhidrat desteği sağlar. Bu ürünler hafiftir, taşınabilir, hızlı hazırlanabilir ve sefer şartlarında pratik enerji verir.
 
Bu nedenle göçebe mutfağı yalnızca hayvansal protein sistemi değildir. Daha doğru ifade şudur: Göçebe savaş mutfağı, hayvansal protein, süt ürünleri, yağ, fermente içecekler ve dayanıklı tahılların birlikte kullanıldığı bir enerji sistemidir.
 
Bu sistemin gücü, mevsime uyum sağlamasından gelir. Yazın süt bollaşır; kımız, yoğurt, kurut ve tereyağı öne çıkar. Sonbaharda hayvanlar yağlanır; et ve yağ daha değerli hâle gelir. Kışın dayanıklı gıdalar hayat kurtarır. İlkbaharda sürünün yeniden canlanması beklenir. Yani göçebe mutfak, takvimle birlikte hareket eder.
 
Bu takvim aynı zamanda savaş takvimidir.
Bir seferin hangi mevsimde yapılacağı, yalnızca hava durumuyla ilgili değildir. Sürünün gücü, otlakların durumu, su kaynakları, hayvanların süt verimi, etin ve yağın uygunluğu, hepsi sefer planlamasını etkiler. Bozkırda askerî strateji ile gıda ekonomisi birbirinden ayrılamaz.
 
Buradaki asıl ürpertici gerçek şudur:
Bozkırda gıda yalnızca yemek değil, yaşamla ölüm arasındaki çizgiydi.
 
Bir savaşçının heybesinde kurut varsa, bir gün daha dayanabilir.
Atı süt veriyorsa, hareket devam edebilir.
Sürüsü otlak buluyorsa, ordu nefes alır.
Darı ve arpa varsa, enerji dengesi korunur.
Su yoksa, bütün sistem çöker.
 
Bu yüzden göçebe Türk ordularının temel gıda kaynakları, yalnızca bir yemek listesi değildir. Bu kaynaklar bir yaşam stratejisidir. Sürü, süt, et, yağ, kurut, kımız, tahıl ve otlak bilgisi birleştiğinde ortaya hareketli bir askerî mutfak çıkar.
 
Yerleşik ordular için ambar neyse, göçebe ordular için sürü odur.
Roma lejyoneri için buğday neyse, bozkır savaşçısı için kurut ve kımız odur.
Çin sınır ordusu için tahıl deposu neyse, Türk süvarisi için at ve otlak odur.
 
Sonuç olarak göçebe Türk ordularının temel gıda kaynakları, onların savaş tarzını belirlemiştir. Hafiflik, dayanıklılık, taşınabilirlik, mevsimsel uyum ve hayvanla kurulan güçlü ilişki, bu mutfağın ana karakteridir. Bu mutfak gösterişli değildir; fakat işlevseldir. Sade görünür; fakat derindir. Sessizdir; fakat savaşın kaderini değiştirecek kadar güçlüdür.
 
Çünkü bozkırda bazen bir kazan yemek değil, bir tulum kımız orduyu ayakta tutar.
Bazen bir sofra değil, bir parça kurut seferi sürdürür.
Bazen bir ambar değil, canlı bir sürü imparatorluğun hareket gücünü taşır.
 
Bu Bölüm İçin Kaynaklar
İbn Battuta’nın Altın Orda gözlemleri, dugi, kımız ve boza bağlamı: ORIAS Berkeley
İbn Battuta’nın Altın Orda yemek kayıtları: Facts and Details
William of Rubruck’un Moğol gözlemleri ve kımız anlatımı: William of Rubruck’s Account of the Mongols
Bozkır süt ürünleri ve kımız kültürü: The milk food of the Mongolian-Speaking nomads of Eurasia
Avrasya steplerinde süt ürünlerinin tarihî rolü: Nature Ecology & Evolution
Altın Orda’da hayvancılık, darı ve tahıl verileri: Kazan Federal University Repository
Moğol İmparatorluğu’nda yiyecek ve içecek, kurut ve kımız bağlamı: World History Encyclopedia
Marco Polo’da olağanüstü sefer anlatıları: Oxford Learning Link
 
Şef Ahmet ÖZDEMİR
Uluslararası Restoran Danışmanı Ve Mutfak Danışmanı
Osmanlı Ve Türk Mutfağı Dünya Gönül Elçisi
* www.hasascibasiahmetozdemir.com
* www.gastronomyconsultation.com
* www.chefahmetozdemir.com
 
Tüm bölümler;
* Dünya Tarihini Değiştiren Savaşların Görünmeyen Mutfağı -Giriş
* Eski Türk Ordularının Beslenme Düzeni Ve Savaş Mutfağı -03
* Göçebe Türk Ordularının Temel Gıda Kaynakları Nelerdi?-04
* Orta Asya Türk Savaşçıları Enerjilerini Nasıl Koruyordu? -05
* Türk Ordularında Kurutulmuş Gıdalar Ve Dayanıklı Beslenme Teknikleri -07
* Hunlardan Osmanlı’ya Türk Ordularında Beslenme Stratejileri -08
* Savaş Zamanlarında Eski Türk Ordularının Lojistik Ve Gıda Yönetimi- 09
* Bozkır Kültürünün Türk Askerî Beslenme Sistemine Etkileri-10
* Eski Türk Ordularında Güç, Dayanıklılık Ve Enerji Kaynakları-11
* Osmanlı Ordularında Askerî Mutfak Sistemi Ve Beslenme Düzeni -12