Eski Türk Ordularında Güç, Dayanıklılık Ve Enerji Kaynakları-11
Eski Türk ordularında güç yalnızca fiziksel kuvvet anlamına gelmez. Güç; dayanıklılık, açlığa direnç, soğuğa uyum, uzun mesafe hareket kabiliyeti, at üzerinde kalabilme disiplini ve savaş psikolojisini koruyabilme kapasitesidir. Çünkü bozkırda güçlü olmak, yalnızca kılıcı kaldırmak değildir. Güçlü olmak; günlerce hareket edebilmek, azla yetinebilmek, soğukta donmamak, açlıkla çözülmemek, atını yönetebilmek ve savaş meydanına tükenmeden ulaşabilmektir.
Bu yüzden eski Türk savaşçısının gücünü yalnızca kaslarında aramak eksik olur. Onun gücü; beslenme düzeninde, mevsime uyumunda, heybesindeki kurutta, tulumundaki kımızda, yanında taşıdığı kavutta, yağlı etinde, atıyla kurduğu dengede ve bozkırın sert şartlarına göre şekillenmiş yaşam biçiminde saklıdır.
Eski Türk ordularında dayanıklılığın temel kaynakları arasında hayvansal protein, hayvansal yağ, fermente süt ürünleri, kurutulmuş gıdalar ve dayanıklı tahıllar bulunur. Bu kaynaklar birlikte düşünüldüğünde karşımıza tek yönlü bir et mutfağı değil, hareket hâlindeki bir enerji sistemi çıkar.
Et, savaşçının kas gücünü destekliyordu.
Yağ, uzun süreli enerji ve soğuğa direnç sağlıyordu.
Kımız, sıvı ve fermente besin desteği veriyordu.
Kurut, sütü taşınabilir ve dayanıklı hâle getiriyordu.
Kavut, darı ve arpa gibi tahıllar hızlı enerji sağlıyordu.
Bu sistemin en önemli tarafı, gıdanın hareketle uyumlu olmasıdır. Eski Türk savaşçısı çoğu zaman sabit sofraya, büyük kazana, fırına veya uzun yemek molasına güvenemezdi. Onun gıdası at üstünde taşınabilmeli, kısa sürede tüketilebilmeli, bozulmadan kalabilmeli ve sefer temposunu yavaşlatmamalıydı.
Kımızın önemi burada yeniden karşımıza çıkar. Kısrak sütünden elde edilen bu fermente içecek, bozkır toplumlarında hem sosyal hem besleyici hem de sefer şartlarında pratik bir üründü. Kımız yalnızca susuzluğu gidermek için içilen bir içecek değildir. İçinde süt vardır, fermantasyon vardır, hafif asidik yapı vardır, canlı mikroorganizma kültürü vardır, bozkırın sütü koruma zekâsı vardır.
Modern gıda araştırmaları kımızın protein, laktoz, mineral, vitamin, laktik asit bakterileri ve mayalarla oluşan karmaşık bir fermente ürün olduğunu gösterir. Çin, İç Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan ve eski Sovyet coğrafyasında kımız üzerine yapılan çalışmalar, bu içeceğin yalnızca folklorik bir değer değil, beslenme tarihi açısından da önemli bir ürün olduğunu ortaya koyar. Uluslararası literatürde “koumiss”, “kumis” veya “qymyz” biçimlerinde geçen bu içecek, Orta Asya bozkırlarının en eski fermente süt ürünlerinden biridir.
Burada akademik dikkat gerekir: Kımızı modern bir “mucize içecek” gibi abartmak doğru değildir. Fakat onu sıradan bir içecek gibi görmek de eksik olur. Kımız, bozkırda sütü saklamanın, sindirimi kolaylaştırmanın, sıvıyı besleyici hâle getirmenin ve toplumsal ritüeli beslenmeyle birleştirmenin yollarından biridir.
İbn Battuta’nın Altın Orda sahasındaki gözlemleri bu açıdan çok değerlidir. O, Türk topluluklarının yiyecekleri arasında darı lapası benzeri yemeklerden, ekşi sütten, at ve koyun etinden, sütle pişirilen yemeklerden, kımızdan ve buza yani tahıldan yapılan fermente içecekten söz eder. Bu anlatı bize şunu gösterir: Bozkır savaşçısının enerji düzeni yalnızca etle açıklanamaz. Süt, fermente içecek, tahıl ve et birlikte düşünülmelidir.
Darı ve arpa gibi tahıllar da bu sistemde önemlidir. Çünkü yalnızca etle uzun süreli sefer düzeni kurulamaz. Et güç verir, yağ dayanıklılık sağlar; fakat tahıl, özellikle darı ve arpa gibi dayanıklı ürünler, hareket hâlindeki savaşçıya farklı bir enerji desteği sunar. Darı lapası, kavut, kavrulmuş arpa, ezilmiş tahıl ve sütle karıştırılan hamurumsu yiyecekler, sefer şartlarında pratik gıdalardı.
Bu yüzden eski Türk beslenmesini yalnızca “et yiyen savaşçı” kalıbına sıkıştırmak yanlıştır. Daha doğru ifade şudur:
Eski Türk savaşçısı protein, yağ, süt ürünü ve dayanıklı tahılı birlikte kullanan bir enerji sistemine sahipti.
Bu sistem onu hem hızlı hem dayanıklı hem de düşük ikmal bağımlılığına sahip kılıyordu. Çünkü savaşçının yanında taşıdığı her yiyecek aynı zamanda onun hareket süresini uzatıyordu. Kurut varsa bir gün daha dayanır. Kavut varsa hızlı enerji bulur. Yağ varsa soğukta direnç kazanır. Kımız varsa sıvı ve fermente besin desteği alır. Kurutulmuş et varsa ateşe ve büyük kazana bağımlılığı azalır.
Bu sistemin askerî değeri tam da buradadır. Yerleşik ordular çoğu zaman ekmek, fırın, tahıl arabası ve düzenli ikmal hattına daha fazla ihtiyaç duyardı. Bozkır savaşçısı ise gıdasını küçültür, yoğunlaştırır, kurutur, fermente eder ve yanında taşırdı. Böylece gıda, hareketi yavaşlatan bir yük olmaktan çıkar, hareketi mümkün kılan bir araca dönüşürdü.
Eski Türk ordularında güç, aynı zamanda soğuğa uyumla ilgilidir. Bozkır iklimi serttir. Açık arazide gece soğuğu, rüzgâr, kar, don ve uzun mesafe yolculukları bedeni hızla tüketir. Bu şartlarda hayvansal yağlar büyük önem taşır. Yağ, yüksek enerji yoğunluğu sağlar. Uzun süre tok tutar. Soğukta bedenin enerji ihtiyacını karşılamaya yardım eder. Bu yüzden yağlı et, iç yağı, tereyağı ve süt yağı gibi ürünler yalnızca mutfak unsuru değil, dayanıklılık kaynağıdır.
Burada “dayanıklılık” kelimesini geniş anlamda kullanmak gerekir. Dayanıklılık yalnızca açlığa dayanmak değildir. Dayanıklılık; yorgunluk altında doğru karar verebilmek, at üzerinde dengesini koruyabilmek, gece baskınına hazırlanabilmek, geri çekilirken çözülmemek ve uzun yürüyüş sonunda savaşabilecek gücü saklayabilmektir.
Bozkır savaşçısının gücü, öğün düzeninde de görülür. Yerleşik toplumlarda yemek çoğu zaman belirli saatlere ve mekânlara bağlıdır. Bozkırda ise yemek hareketin içinde çözülür. Savaşçı her zaman üç öğün sıcak yemek bekleyemez. Bazen az yer, bazen geç yer, bazen at üzerinde yer, bazen yalnızca kurut ve kımızla devam eder. Bu esneklik, onun savaş psikolojisini de biçimlendirir.
Çünkü savaşta konfor beklentisi tehlikelidir. Her gün aynı saatte sıcak yemek bekleyen ordu, bu düzen bozulduğunda daha kolay çözülür. Bozkır savaşçısı ise zaten düzensizliğe göre yetişmiştir. Azla yetinmek, hızlı toparlanmak, doğaya uyum sağlamak ve yiyeceği işlevsel görmek onun askerî karakterinin parçasıdır.
Burada modern sporcu beslenmesiyle dikkatli bir benzetme yapılabilir. Bugün dayanıklılık sporlarında protein, yağ, sıvı dengesi, mineral desteği ve karbonhidrat kullanımı konuşulur. Modern askerî rasyonlarda da hafiflik, enerji yoğunluğu, bozulmama ve kolay tüketim esastır. Eski Türk savaşçısının dünyasında bu kavramların bilimsel adı yoktu; fakat pratik karşılıkları vardı.
Kurut, protein ve mineral yoğun bir süt ürünüydü.
Kımız, fermente sıvı desteğiydi.
Yağ, uzun süreli enerji kaynağıydı.
Et, kas gücünü destekliyordu.
Darı, arpa ve kavut, seferin karbonhidrat desteğiydi.
Kurutulmuş gıdalar, ikmal bağımlılığını azaltıyordu.
Bu yüzden eski Türk savaşçısının gücü yalnızca bireysel cesaretle açıklanamaz. Onun gücü, bir beslenme sisteminin sonucudur.
Bu sistem aynı zamanda coğrafya bilgisidir. Hangi mevsimde süt çoğalır? Hangi dönemde hayvan yağlanır? Hangi tahıl daha kolay taşınır? Hangi gıda daha uzun dayanır? Hangi yiyecek ateşsiz tüketilebilir? Hangi içecek yolda bozulmadan gider? Bütün bu soruların cevabı, savaşçının enerji yönetimini belirler.
Altın Orda sahasında İbn Battuta’nın gözlemlediği kımız ve buza gibi içecekler, Orta Asya ve bozkır dünyasında içecek kültürünün de enerji sistemiyle ilişkili olduğunu gösterir. Buza, tahılın fermente edilmesiyle oluşan bir içecek olarak, tahılın sadece katı yiyecek değil içecek formunda da kullanılabildiğini gösterir. Bu ayrıntı önemlidir. Çünkü bozkırda gıda bazen yenir, bazen içilir, bazen kurutulur, bazen fermente edilir. Aynı ürün farklı biçimlerde enerjiye dönüştürülür.
Eski Türk ordularında dayanıklılığın bir diğer kaynağı da düşük ikmal bağımlılığıdır. Bir ordu kendi yiyeceğinin bir kısmını taşıyabiliyor, hayvanından süt alabiliyor, sürüsünü hareket ettirebiliyor, tahılını kavurup yanında götürebiliyor ve gıdasını dayanıklı hâle getirebiliyorsa, düşmana karşı daha esnek olur. Bu esneklik bazen savaş meydanındaki taktikten bile önemlidir.
Çünkü savaş meydanına yorgun gelen ordu, cesur olsa da zayıftır.
Aç gelen ordu, kalabalık olsa da kırılgandır.
Atı tükenmiş ordu, silahlı olsa da hareketsizdir.
Enerjisini koruyan ordu ise daha az askerle bile büyük etki yaratabilir.
Bu noktada eski Türk ordularındaki güç anlayışını yeniden tanımlamak gerekir. Güç yalnızca saldırmak değildir. Güç, kendini tüketmeden saldırabilmektir. Güç, uzun mesafe alıp hâlâ savaşabilecek durumda kalabilmektir. Güç, geri çekilirken dağılmamaktır. Güç, açlık ve soğuğun orduyu bozmasına izin vermemektir.
Ben bunu şöyle ifade ederim:
Eski Türk savaşçısının gerçek gücü, kılıcı kaldıran kolunda değil; o kolu günlerce ayakta tutan beslenme düzenindeydi.
Kımız burada yalnızca içecek değildir.
Kurut yalnızca yiyecek değildir.
Yağ yalnızca lezzet değildir.
Darı ve arpa yalnızca tahıl değildir.
Bunların hepsi savaşın görünmeyen enerji kaynaklarıdır.
Sonuç olarak eski Türk ordularında güç, dayanıklılık ve enerji kaynakları; hayvansal protein, yağ, fermente süt ürünleri, kurutulmuş gıdalar ve dayanıklı tahılların birlikte kullanıldığı dengeli bir sefer sistemi içinde anlaşılmalıdır. Bu sistem, savaşçıyı hızlı, dayanıklı ve düşük ikmal bağımlılığına sahip kılmıştır.
Eski Türk savaşçısı yalnızca güçlü olduğu için savaşmadı. Enerjisini korumayı bildiği için uzun süre savaşabildi.
Ve savaş tarihinde çoğu zaman belirleyici olan şey, ilk darbeyi kimin vurduğu değil; son ana kadar kimin ayakta kaldığıdır.
Bu Bölüm İçin Kaynaklar
İbn Battuta’nın Altın Orda’da kımız, buza ve darı yemekleri gözlemleri: Fordham / Internet History Sourcebooks PDF
Kımızın besin bileşenleri ve fermantasyon yapısı: Frontiers in Nutrition
Kımız / qymyz ve uluslararası literatürdeki kullanımı: ScienceDirect
Fermente kısrak sütü üzerine modern çalışma: PMC - Airag
Doğu Avrasya bozkırında tahıl, özellikle darı, ve pastoral beslenme kanıtları: ScienceDirect - Iron Age pastoral nomadism
Kımızın bioaktif ve besleyici özellikleri üzerine güncel değerlendirme: MDPI Foods
Şef Ahmet ÖZDEMİR
Uluslararası Restoran Danışmanı Ve Mutfak Danışmanı
Osmanlı Ve Türk Mutfağı Dünya Gönül Elçisi
* www.hasascibasiahmetozdemir.com
* www.gastronomyconsultation.com
* www.chefahmetozdemir.com