Bozkır Kültürünün Türk Askerî Beslenme Sistemine Etkileri-10
Bozkır kültürü, Türk askerî beslenmesinin ruhunu oluşturur. Çünkü bozkır, insana fazlalığı taşıtmaz. Bozkırda lüks yoktur. İsraf yoktur. Gereksiz ağırlık yoktur. Her şeyin bir işlevi vardır. Bir yiyecek yalnızca lezzetli olduğu için değil; dayanıklı olduğu, taşınabildiği, enerji verdiği ve zor zamanda hayat kurtardığı için değerlidir.
Bu nedenle bozkır mutfağı üç temel ilkeye dayanır:
Dayanıklılık.
Taşınabilirlik.
Enerji yoğunluğu.
Bu üç ilke, eski Türk askerî beslenme sisteminin de temelidir. Çünkü bozkır savaşçısı sabit mutfaklara, ağır kazanlara, büyük fırınlara ve uzun ikmal arabalarına bağımlı kalamazdı. Onun mutfağı hızlı olmalıydı. Hafif olmalıydı. Gerektiğinde ateşsiz çalışmalıydı. Bir heybe, bir tulum, bir parça kurut, bir miktar kavut, biraz yağ, kurutulmuş et ve kımız, bazen büyük bir mutfaktan daha değerli hâle gelirdi.
Bozkır insanı için yemek yalnızca damak zevki değildir. Yemek, yaşama aracıdır. Bu yüzden Türk mutfağındaki birçok eski unsur zor coğrafyanın ürünüdür. Kurut, kavurma, kımız, yoğurt, ayran, yağlı et, kavrulmuş tahıl, köz ve ateş kültürü hep bu hayatın izlerini taşır.
Burada “zor coğrafya” ifadesini özellikle vurgulamak gerekir. Bozkır, insanı sürekli sınar. Yazın sıcak, kışın soğuk, baharda çamur, sonbaharda rüzgâr, bazı bölgelerde kuraklık, bazı geçitlerde kar, bazı yollarda su kıtlığı vardır. Böyle bir coğrafyada yemek yalnızca pişirme sanatı değildir; saklama, taşıma, dönüştürme ve doğru zamanda tüketme bilgisidir.
Bu yüzden bozkır mutfağı, sade görünür ama basit değildir. Az malzemeyle büyük dayanıklılık üretir.
Modern araştırmalar, Avrasya bozkırlarında süt ve süt ürünlerinin çok eski dönemlerden itibaren yalnızca besin değil, hareketli hayatın temel unsurlarından biri olduğunu gösterir. Britannica’nın bozkır pastoralizmi üzerine değerlendirmelerinde, göçebe hayatın güçlenmesinde hayvan sütü ve süt ürünlerinden yararlanmanın belirleyici olduğu vurgulanır. Çünkü süt, hayvanı öldürmeden gıda sağlar. Bu, bozkır ekonomisi için büyük bir zekâdır.
Et için hayvan kesilir; süt için hayvan yaşatılır.
Et bir öğün olabilir; süt sistemi sürekli beslenme sağlar.
Süt yoğurda dönüşür.
Yoğurt kuruta dönüşür.
Kımız fermente içecek olur.
Tereyağı enerji deposu olur.
İşte bozkırın askerî mutfağı bu dönüşüm bilgisinden doğar.
Kurut bu sistemin en çarpıcı örneklerinden biridir. Orta Asya fermente süt ürünleri üzerine yapılan çalışmalarda, süt ürünlerinin fermantasyon, kurutma, pıhtılaştırma ve benzeri yöntemlerle daha uzun ömürlü hâle getirildiği belirtilir. Kurut, yoğurt veya ayranın süzülüp kurutulmasıyla elde edilen, düşük su oranı sayesinde uzun süre dayanabilen bir üründür. Türk dünyasında kurut, kurt, qurut, keş, kashk, aaruul gibi farklı adlarla bilinen geniş bir coğrafi hafızaya sahiptir.
Bu yalnızca mutfak zenginliği değildir. Bu, hareketli hayatın gıda mühendisliğidir.
Bir savaşçı yanında taze süt taşıyamaz; ama kurut taşıyabilir.
Bir ordu her yerde yoğurt mayalayamaz; ama kurutla yola çıkabilir.
Bir süvari uzun süre kazan kuramayabilir; ama kurutu suyla açabilir.
Bir seferde sıcak yemek bulunmayabilir; ama kurut, kavut ve kurutulmuş et askeri ayakta tutabilir.
Bu yüzden bozkır mutfağının askerî etkisi çok büyüktür. Bozkır mutfağı askere hafiflik kazandırır. Ağır mutfak yükünü azaltır. Düşmana görünmeden hareket etmeyi kolaylaştırır. Ateş yakma ihtiyacını düşürür. Uzun mesafeyi daha az ikmal bağımlılığıyla geçmeyi sağlar.
Bozkır kültüründe yemek, mevsimle birlikte düşünülür. Yazın süt ürünleri çoğalır. Kımız, yoğurt, ayran, tereyağı, kurut ve peynir benzeri ürünler öne çıkar. Sonbaharda hayvanlar yağlanır; et ve yağın değeri artar. Kışın dayanıklı gıdalar hayat kurtarır. İlkbaharda sürünün yeniden güçlenmesi beklenir.
Bu mevsimsel düzen, askerî stratejiyle doğrudan ilgilidir. Çünkü sefer zamanı yalnızca siyasi kararla belirlenmez. Otlak durumu, hayvanların gücü, süt verimi, su kaynakları, hava şartları ve geçitlerin durumu da seferin kaderini etkiler. Bozkırda savaş takvimi ile beslenme takvimi birbirinden ayrı değildir.
Bu nedenle bozkır kültürü, Türk askerî beslenmesine yalnızca yiyecek listesi vermemiştir; düşünme biçimi vermiştir.
Az taşı.
Çabuk hareket et.
Gıdanı dayanıklı yap.
Hayvanını yaşat.
Sütü sakla.
Eti koru.
Tahılı kavur.
Yağı enerjiye dönüştür.
Ateşi gerektiğinde yak, gerektiğinde yakma.
Bu ilkeler, eski Türk savaş mutfağının özüdür.
Kafkasya hattına baktığımızda da benzer bir dayanıklılık mantığı görülür. Kuzey Kafkasya, Hazar çevresi, Kıpçak bozkırı, Altın Orda sahası, Kırım hattı ve Anadolu’ya uzanan coğrafya; Türk, Moğol, Kafkas, İranî ve Slav unsurların temas ettiği büyük bir askerî-gastronomik kuşaktır. Bu coğrafyada kurutulmuş etler, süt ürünleri, peynirler, tahıllar, yoğurt benzeri fermente ürünler ve hayvansal yağlar zor iklimin mutfak zekâsını oluşturur.
Kafkas topluluklarında da peynir, ekşi süt, kurutulmuş veya tütsülenmiş et, tahıl ve hayvansal ürünler yalnızca yemek değil; dağ, yayla ve savaş şartlarına uyumun parçasıdır. Güney Kafkasya’da matsoni/matzoon gibi fermente süt ürünleri, Kuzey Kafkasya’da peynir ve et saklama gelenekleri, bozkır ve dağ kültürlerinin aynı temel ihtiyaca verdiği cevaplardır: gıdayı dayanıklı kılmak.
Altın Orda sahası bu bakımdan özellikle önemlidir. Yazılı ve arkeolojik veriler, Altın Orda dünyasında hayvancılığın yalnızca et için değil; süt, yün, deri ve ekonomik güç için de merkezî olduğunu gösterir. Aynı sahada darı, çavdar, buğday, arpa, yulaf ve bezelye gibi ürünlerin de kullanılması, bozkır mutfağının “sadece et” kalıbına indirgenemeyeceğini açıkça ortaya koyar.
Bu coğrafyada yemek kültürü tek başına mutfak konusu değildir. Kimliktir. Hayatta kalma bilgisidir. Savaş stratejisidir. Bir toplumun neyi kuruttuğu, neyi fermente ettiği, neyi yanında taşıdığı, hangi hayvanı nasıl değerlendirdiği, onun savaş tarzını da etkiler.
Bozkır kültürünün Türk askerî beslenmesine en büyük katkılarından biri, yiyeceği “hareketle uyumlu” hâle getirmesidir. Yerleşik mutfak çoğu zaman mekân ister. Ev ister. Fırın ister. Depo ister. Bozkır mutfağı ise yol ister. Heybe ister. Tulum ister. At ister. Sürü ister.
Bu fark askerî açıdan çok önemlidir. Çünkü hareketle uyumlu gıda, hareketli ordu doğurur. Hareketli ordu ise düşmanı şaşırtır. Beklenmedik yerde belirir. Hızlı çekilir. Uzun mesafeyi kısa zamanda geçer. Ağır mutfak yüküne bağlı kalmaz.
Bozkır askerî beslenmesinin arkasında bu mantık vardır.
Kurut hareketle uyumludur.
Kavut hareketle uyumludur.
Kımız hareketle uyumludur.
Kurutulmuş et hareketle uyumludur.
Yağ hareketle uyumludur.
Kavrulmuş tahıl hareketle uyumludur.
Bu gıdalar askeri durdurmaz; yürütür.
Bozkır kültüründe israfın az olması da askerî anlam taşır. Hayvanın eti, sütü, yağı, derisi, yünü, kemiği, bağırsakları ve gücü değerlendirilir. Bu, modern dünyanın bugün “sürdürülebilirlik” dediği şeye çok yakın bir hayat mantığıdır. Elbette eski toplumlar bunu bugünkü çevre kavramlarıyla ifade etmiyordu; fakat pratikleri doğrudan buna yakındı. Bozkır insanı, elindeki kaynağın sınırlı olduğunu biliyordu. Bu yüzden hayvanı, sütü, yağı, suyu ve ateşi dikkatli kullanıyordu.
Bugün modern dünyada sürdürülebilirlik, minimalizm ve enerji verimliliği diye anlatılan şeylerin çoğu, bozkır insanının günlük hayatında zaten vardı. Fakat bunu romantikleştirmemek gerekir. Bu bir tercih estetiği değil, hayat zorunluluğuydu. Bozkır insanı minimal yaşadığı için değil; fazla yükle yaşayamayacağı için sadeleşmişti.
Bu sadelik, savaşta avantaja dönüştü.
Bozkır mutfağının bir diğer etkisi de askerî psikoloji üzerindedir. Zorlu coğrafyada yetişen savaşçı, azla yetinmeyi öğrenir. Her zaman sıcak yemek beklemez. Her zaman konfor aramaz. Açlık aralıklarına, soğuğa, susuzluğa ve uzun yola daha hazırlıklıdır. Bu, savaş meydanında büyük bir psikolojik üstünlük sağlar.
Çünkü konfor beklentisi yüksek ordu, şartlar bozulduğunda çabuk çözülür. Bozkır savaşçısı ise şartların bozuk olacağını zaten bilir. Onun mutfağı da buna göre kurulmuştur.
Benim için bozkır mutfağının en çarpıcı yönü şudur:
Az malzeme ile büyük dayanıklılık üretir.
Bir parça kurut, bir avuç kavut, bir tulum kımız, bir miktar yağ ve kurutulmuş et; bunlar gösterişli bir sofra oluşturmaz. Fakat savaşta gösteriş değil, sürdürülebilir güç önemlidir. Bozkır mutfağı işte bu sürdürülebilir gücü üretir.
Bu yüzden Türk askerî beslenme sistemini anlamak isteyen kişi, yalnızca yemek adlarına bakmamalıdır. O yemeklerin hangi coğrafyada, hangi yol şartında, hangi iklimde, hangi atlı düzen içinde, hangi savaş ihtiyacına cevap verdiğine bakmalıdır.
Kurut neden önemlidir? Çünkü sütü yola çıkarır.
Kımız neden önemlidir? Çünkü sıvı ve enerjiyi kültüre dönüştürür.
Kavurma neden önemlidir? Çünkü eti zamana karşı korur.
Kavut neden önemlidir? Çünkü tahılı hızlı enerjiye dönüştürür.
Yağ neden önemlidir? Çünkü soğukta bedeni ve seferde direnci besler.
Sonuç olarak bozkır kültürü, Türk askerî beslenmesine üç büyük miras bırakmıştır: işlevsellik, dayanıklılık ve hareket kabiliyeti. Bu miras sayesinde Türk savaş mutfağı yalnızca yemek pişiren bir sistem değil, orduyu yürüten bir sistem hâline gelmiştir.
Bozkırda mutfak, çadırın içinde başlar ama sefer yolunda tamamlanır.
Bozkırda yemek, sofrada başlar ama at üstünde anlam kazanır.
Bozkırda gıda, yalnızca beden doyurmaz; orduyu hareket ettirir.
Ve bu nedenle Türk askerî beslenme sisteminin ruhunu anlamak için bozkıra bakmak gerekir. Çünkü o ruh bize şunu söyler:
Gereksiz ağırlığı bırak.
Dayanıklı olanı seç.
Enerjiyi koru.
Harekete hazır ol.
Çünkü bozkırda yaşayan değil, uyum sağlayan ayakta kalır.
Bu Bölüm İçin Kaynaklar
Avrasya bozkırında pastoral yaşam ve süt ürünleri: Britannica - The Steppe
Orta Asya fermente süt ürünleri ve uzun raf ömrü teknikleri: ScienceDirect - Traditional dairy fermented products in Central Asia
Kurutun İpek Yolu coğrafyasındaki ortak kültürel değeri: DergiPark - İpek Yolu Coğrafyasının Ortak Kültürel Değeri Kurut
Kurutun taşınabilirlik, raf ömrü ve besleyicilik değeri: PMC - Dried Fermented Milk Product
Steppe Foodways and History: Brill - Asian Medicine
Altın Orda’da hayvancılık, darı ve tahıl kullanımı: Kazan Federal University Repository
Orta Asya İpek Yolu beslenme bağlantıları: Scientific Reports - Urban and nomadic isotopic niches
Kuzey Kafkasya ve pastoral beslenme için karşılaştırmalı arkeolojik veri: PLOS ONE - North Caucasus pastoral communities
Şef Ahmet ÖZDEMİR
Uluslararası Restoran Danışmanı Ve Mutfak Danışmanı
Osmanlı Ve Türk Mutfağı Dünya Gönül Elçisi
* www.hasascibasiahmetozdemir.com
* www.gastronomyconsultation.com
* www.chefahmetozdemir.com