Konsept Tasarım Lezzet Ve Kalite

Menü Danışmanlığı - Yiyecek ve İçecek Danışmanlığı, Osmanlı ve Türk Mutfağı, Restaurant Danışmanlığı Tarihi İstanbul Mutfağı, Gastronomi Danışmanlığı, Yeni Restoran Konsept Danışmanlığı_ Kalıcı Bir Restoran, Yeni Mutfak Danışmanlığı Restoran Nasıl Açılır? Restoran Açmak

Gastrodiplomasi Ve Gastromilliyetçilik

Gastrodiplomasi Ve Gastromilliyetçilik
 
Gastrodiplomasi Ve Gastromilliyetçilik Nedir?
Engin PULLUK* Anıl ÖRNEK**
 
Giriş
 
Gıda, beslenmemizin temelini oluştururken, günümüzde iletişim ve sosyalleşme ilişkilerini şekillendiren bir unsur haline gelmektedir. Özellikle insanlar arası ilişkilerde, kültürlerarası etkileşimde hatta devletlerin birbirine yakınlaşmasında da önemli bir role sahip olmaktadır. Kültürün önemli bir boyutu olarak da, toplumların yeme içme alışkanlıkları incelenmektedir. Önemli bir kültür öğesi olan yeme içme alışkanlıkları, nesilden nesile aktarılmış ve zamana ayak uydurarak günümüze taşınmıştır. 
 
Ülkelerin sahip olduğu en önemli değerlerden birisi olan yemek kültürü, kültür mirasına birçok açıdan katkı sunduğu gibi ekonomik açıdan da önemli katkılar sağlamaktadır. Asırlar boyu gelişen ve değişim gösteren gelenek, görenek, görgü ve usullerin de bu kültürel unsurlara katma değer sağladığı şüphesizdir. Örneğin günümüzde halen varlığını sürdüren misafirperverlik, anma günleri ve özel gün kutlamaları gibi bazı gelenekselleşmiş etkinliklerin devletlerarası misafir ağırlama ritüellerine yansıdığını söyleyebiliriz. 
 
Şahin (2017)’e göre, her toplumda tüketilen gıdalar ve gıdaların nasıl tüketildiği farklılık gösterebilmektedir. Yemek hazırlama yöntemleri ve mutfak gelenekleri ise toplumsal değişimlerden çabuk etkilenmektedir. Farklı kültürlerin birleşimi ile ortak bir kimliğe sahip olan toplum, çeşitlilikleri bünyesinde barındırmasına rağmen tek bir sofranın başında toplanabilmekte ve kendi kültürünün kırıntılarını bu sofrada bulabilmektedir.
 
Gastronomi kavramının bilim ve turizm anlamında ivmeli gelişimi, uluslararası kültürel etkileşimi de olumlu yönde etkilemektedir. Bu kültürel etkileşim, beraberinde markalaşma ihtiyacını doğurmuş ve ülkeler yemek kültürlerindeki değerli gıda ürünlerini imajları haline dönüştürmüştür. Bu imaj sayesinde ülkeler diğer ülke insanlarını etkileyerek mutfaklarını pazarlayabilmiş ve kültürler arası bir bağ kurabilme imkânı yakalamıştır. Yemeğin temsil gücü ve kültürü yansıtması ile ulusal mutfaklar ve yemek kültürüne olan bağlılık artmıştır. (Bucak ve Yiğit, 2019). 
 
Böylelikle “gastrodiplomasi” kavramı zaman içinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Yeme içme alışkanlıkları, yemek ve mutfak gelenekleri, milli marşlar ve bayraklar gibi milli kimliği sembolize etmektedir. Milli kimlik, vatandaşları ortak duygular etrafında birleştirmektedir. Sembolik güç ve kültürel kimlik çıkarımları söz konusu olduğunda, yemek de bir istisna değildir. Yemek, sosyal aktörler ile kültürel geçmişleri, ortak ailesel ve dini kimlik bağları ile toplumsal kimlik anlatıları arasında bağlantılar kurmaktadır. Milli duygular ile ulusa ait mutfak kültürünün korunarak güçlendirilmesini amaç edinen çalışmalar “gastromilliyetçilik” ya da “mutfak milliyetçiliği” olarak karşımıza çıkmaktadır (DeSoucey, 2010).
 
Gastromilliyetçilik ve gastrodiplomasi kavramlarının birlikte incelenmesinin temelindeki ana sebep, her iki kavramın da benzer amaçlara hizmet etmesidir. Uluslara ait mutfak kültürlerinin korunarak gelecek nesillere eksiksiz aktarılması, her çağda eski esintilerini kaybetmeden yaşatılması ve kültürel bir değer olarak markalaşması ile çekim unsuru haline getirilmesi de bahsi geçen bu ortak amaçlar arasındadır (Bucak ve Yiğit, 2019).
 
Gastrodiplomasi
 
Kamu diplomasisi; politika, kültür ve değerlerin dış kamuoyuna iletilmesine dayanan bir alandır (Rockower, 2012). Gastrodiplomasi kavramı ise ilk kez Paul Rockower tarafından kullanılmış ve bu kavram “kalplere ve zihinlere, insanların mideleri aracılığıyla ulaşma yöntemi” şeklinde tanımlanmıştır (Wallin, 2013). Mevcut gıda ürünleri ve dış politikaların kesişimi olan gastrodiplomasi, bir ülkenin mutfak lezzetlerinin kamu yönetimini yürütmek için bir araç olarak kullanılmasını esas almaktadır (Rockower, 2012).
 
Teorik olarak incelendiğinde diplomasi, kamu diplomasisi için ne anlam ifade ediyor ise, gastrodiplomasi için de mutfak diplomasisi aynı şeyi ifade etmektedir. Diplomasi, hükümetler arasında üst düzey iletişimi içerirken, kamu diplomasisi ise hükümetler ve devlet dışı aktörler arasında yabancı bir kitleye yönelik iletişim eylemidir. Benzer şekilde mutfak diplomasisi kavramı yemeğin diplomatik amaçlarla kullanılması, yani mutfağın resmi diplomatik süreçlerin bir parçası olarak hizmet etmesiyle şekillenmektedir. Bu bağlamda mutfak diplomasisi, resmi diplomatik işlevlerde resmi diplomasiyi geliştirme aracı olarak kullanılmaktadır (Rockower, 2012).
 
Gastrodiplomasi, tüm insan yaşamının ve kültürünün ortak bir boyutu olarak yemekler üzerine kuruludur. Doğrudan savunuculuk yaparak değil, dolaylı olarak duygusal bağlantılar kurup, etki yaratması bakımından yumuşak fikirli bir kamu diplomasisi türü olarak düşünülebilmektedir (Osipova, 2014).
 
Gastrodiplomasi, egemen ülke veya kuruluşların doğrudan yabancı vatandaşlarla iletişim kurduğu diplomasinin etkileşimli bir boyutudur ve kamu diplomasisinin önemli bir parçası konumundadır. Mutfak diplomasisi ile birlikte çalışan gastrodiplomasi bir sistemin parçaları gibidir. Bu sistem insanlar arasında ilişkiler yolu ile işlemekte olup, yabancı nüfusu mutfak kültürü ve yemek gelenekleri konusunda eğitmek ve ulusal imajı teşvik etmek için “yumuşak güç” oluşturmaktadır. Uluslararası ilişkiler uzmanı Joseph Nye tarafından tanımlanan bir terim olan yumuşak güç, devletlerarası iletişim kanalları için kullanılan ikna edici bir diplomatik yaklaşımdır (Global Culinary Initiative Committee, 2017).
 
Uluslararası ilişkilerde güç kavramı iki ana başlıkta incelenmektedir. Bunlardan ilki bir devletin ekonomik ve askeri imkânlarını kullanarak başka bir devlet veya milletin tutumu üzerinde değişiklik yapabilme ve onu yönlendirebilme becerisi olan sert güçtür (Çavuş, 2012). Yumuşak güç ise, bir ülkenin diğer ülkeden taleplerini askeri güç ve ekonomik üstünlük kullanmaksızın, onu sosyal ve kültürel varlıklarıyla etkileyerek uygulamaya geçirme kabiliyetini ifade etmektedir (Gür, 2014). Ooi (2015)’e göre yumuşak güç, jeopolitik rekabette kültürel değerler, siyasi yaklaşımlar ve dış politikalar aracılığıyla aktarılır. Bu durum dünyadaki insanların kalplerini ve zihinlerini kazanmakla ilgilidir.
 
Gastrodiplomasi, yaygın olarak Doğu ve Güneydoğu Asya’da uygulanan bir kamu stratejisi haline gelmiştir. Ulusal markaları farklılaştıran ve böylece bir ülkenin kültürünün çekiciliğini arttıran, güzelleştiren, eşsiz tatlara odaklanan gastrodiplomasi uygulamaları yumuşak güç kavramının doğduğu merkezi bir unsurdur (Nye, 2004). 2002’de Tayland’ın öncülük ettiği gastrodiplomasi çalışmalarını Tayvan, Güney Kore, Peru ve ABD gibi ülkeler izlemiştir (Global Culinary Initiative Committee, 2017).
 
Bir ulus mutfağının, diplomaside araç olarak kullanımı 2000’li yılların başında ilk olarak Tayland’ın öncülüğü ile başlamıştır. “Global Thai Planı” ile dünya genelinde Tayland restoranlarının sayısını 5500’den 8000’e arttırmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda Tayland’a özgü yiyeceklerin ithal edilmesi ile gastrodiplomasi uygulaması başlatılmıştır (Solleh, 2015). “Dünya Tayland Mutfağı” isimli proje ise Tayland Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenmiş kriterleri karşılayan restoranlara “Tayland’ın Markası” nişanı vererek, Tayland’a özgü mutfak kültürünü tanıtmak ve ülke mutfağını yansıtan ritüellerin yaygınlaştırılması ve bilinirliğinin artırılması amaçlanmıştır (Suntikul, 2017).
 
Ülkelerin yemek kültürü, tarihte birçok ticari ve siyasi anlaşmanın kurulmasında köprü olmuş ve devletlerarası diplomaside önemli rol üstlenmiştir. Hatta daha eski toplumlarda devletleşme sistemlerinden söz edilemezken, özellikle tuz ve karabiber olmak üzere bazı baharat türlerinin alışverişi ile oluşan ticari hareketlilik yeni siyasi ilişkiler kurmuş veya var olan ilişkileri güçlendirmiştir (İchijo ve Ranta, 2018).
 
Mutfak kültürüne ait birikimlerin paylaşılıp yayılması ile ülkelerin mutfak miraslarının devamlılığı ve markalaşma yolunda olumlu ilerlemeler sayesinde devletlerarası ticari iş birlikleri sağlanabilmektedir. Gastrodiplomasinin farklı insan topluluklarına ulaşan bir araç oluşu, kamu diplomasisi çalışmalarında da başarıya ulaşmasında faydalı olmaktadır. Kültürel diplomasi ile doğan gastrodiplomasi, ulus-marka yaratma fikrinin gerçekleştirilmesinde önemli bir araç olarak değerlendirilmektedir (Rockower, 2012).
 
Gastrodiplomasi, ulusal gıda ürünlerini tanıtmak için gerçekleştirilen uluslararası halkla ilişkiler kampanyalarıyla karıştırılmamalıdır. Sadece yabancı menşeli bir gıda ürününün tanıtımını yapmak, bu tanıtımların gastrodiplomasi oluşturduğu anlamına gelmemektedir. Bunun yerine gastrodiplomasi, mutfak ve kültürel mirasın tanıtımı yolu ile bir ülkenin yenilebilir ulus markasına ilişkin farkındalığını arttırmak için daha bütünsel bir yaklaşım olmaya devam etmektedir. Gastrodiplomasi, bir kriz veya felakette gıda yardımının kullanılmasını içeren gıda diplomasisi kavramından da farklıdır. Gıda diplomasisi, bir ulusun kamu diplomasisi imajına yardımcı olmaktadır (Rockower, 2014).
 
Gastrodiplomasiyi tanımlamak için, bu kavramın ne olmadığını da tanımlamak önemlidir. Gastrodiplomasi, sadece özel bir şirketin belirli bir ulusal gıda ürünü için yaptığı uluslararası halkla ilişkiler çalışması değildir. Gıda sektörü ile ilgili birçok ülkenin katıldığı fuarlarda, ulusal mutfağın sembolü ürünler için çeşitli reklam etkinliklerini bir araya getirmek caziptir. Ancak yabancı menşeili bir gıda ürününün başka bir ülkede reklamının yapılması, bu tür çalışmaların gastronomi diplomasisi olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine gastrodiplomasi, uluslararası toplumu bir ülkenin mutfak ve kültürel mirasına duyarlı hale getirmek için daha bütünsel bir yaklaşım benimsemektedir (Rockower, 2012).
 
Ulusal mutfaklar aracılığıyla bir ülkede yaşanan tüm kültür unsurları ve tarihi birikimler bir başka ülkeye kolaylıkla aktarılabilmektedir. Mutfak kültürleri ve yemek ritüelleri ülkeler arasında etkili bir iletişim aracı olarak kullanılmaktadır. Türk mutfak kültürü de bu kapsamda diplomatik ilişkilerde bir iletişim aracı olarak değerlendirilebilir (Çevik, 2020). Türk Mutfağı dünyaca tanınan ve bünyesinde geleneksel mutfak kültürüne ait birbirinden farklı sunum ve lezzetler barındıran bir mutfaktır. Geçmişten bugüne olgunlaşan Türk mutfağının, kendini güncelleyebilen dinamik yapısı ve çağın getirdiği yeni teknik ve malzemeleri özümsemesi ile güncel kalacağını söylemek mümkündür (Soner, 2020). Türk Mutfağının tanıtımı kapsamında gerçekleştirilen gastrodiplomasi uygulamalarından örnekler Tablo 1’de yer almaktadır.
 
Tablo 1. Türk Mutfağının Tanıtımında Gerçekleştirilen Gastrodiplomasi Örnekleri
 

Sıra

Etkinlik Tarihi

Yer

Etkinlik İsmi

1

2014

Rusya

Türk Yemekleri Yarışması

2

2014

İsviçre

Türk Mutfağı Tanıtım Günleri

3

2016

Kanada

Türk Kahvesi Torontolularla Buluştu

4

2016

Fransa

19. Yüzyılda İstanbul Mutfağı Tanıtımı

5

2016

Malezya

Türk Yemekleri Haftası

6

2017

Avustralya

Taste of Turkey

7

2017

Bahreyn

Bahreyn Türk Yemekleri Haftası

8

2017

İspanya

Türk Mutfak Kültürü Haftası

9

2017

Japonya

Türk Mutfağı Ansiklopedisi

10

2017

Kanada

Türk Mutfağı Tanıtım Günü

11

2017

Polonya

Geçmişten Günümüze Türk Kahvesi

12

2018

Çin

Türkiye Turizm Yılı Etkinliği Kapsamında Türk Mutfağı Etkinliği Haftası

13

2018

Çin

Tasting Kitchen Türkiye Sayısı

14

2018

Ukrayna

Kamençi Türk Kahvesi Festivali

 
Tablo 1’de belirtilen gastrodiplomasi uygulamalarında, Türk mutfak kültürünü yansıtan birçok faaliyet gerçekleştirildiği görülmektedir. Türk yemekleri ve pişirme teknikleri anlatılıp gösterilerek, Türk mutfak kültürünü yansıtan tadım menüleri hazırlanmıştır. Katılımcılar bu sayede Türk mutfağına ait kültür öğelerini yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Ayrıca Polonya ve Ukrayna’da gerçekleştirilen tanıtım faaliyetlerinde ise Türk kahvesini tanıtmak amacıyla bilgilendirme ve tadım etkinlikleri de gerçekleştirilmiştir.
 
Gastrodiplomasi, çok taraflı unsurları bünyesinde barındıran bir girişim olarak Mobil Türk Kahvesi Tırı, 2012 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Doğu Kıyısı boyunca ücretsiz fincan ve Türk Kahvesi dağıtmıştır. Bu kampanya ile Amerikan halkının, Türk Kahvesinin tarihi ve tadı konusunda bilgilendirilmesi amaçlanmış ve Türk Kahvesi ile Türk kültürünün tarihsel bağlantısı hakkında tanıtım yapılmıştır (Rockower, 2014). Son yenilikler gastrodiplomasiyi, yiyeceklerin geleneksel olarak yabancı halklara sunulduğu kapsamın ötesine taşımaktadır. 
 
Bu proje, Amerikan-Türk İşadamları Derneği, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı ve bir kahve şirketi (KuruKahveci Mehmet Efendi) tarafından desteklenmiş ve medyada geniş yer bulmuştur (Suntikul, 2017). Kamu ve özel sektör ortaklığı ile başlatılan bu kampanya, başarıya ulaşmış ve gastrodiplomasi açısından olumlu katkılar sağlamıştır.
 
Gastromilliyetçilik
 
Milliyetçilik, milletin devlete uyması gerektiğini savunan fikir ve hareket olmakla beraber, bir ulusun çıkarlarını, egemenliğini anavatanı üzerinde sürdürmek amacıyla destekleme eğilimidir (Paul, 1996). Akıncı (2019), milliyetçiliği tarihsel süreç içerisinde toplumun geniş kesimlerini etkilemiş ve milli kimliğin oluşmasında önemli işlevlere sahip bir bütünleşme ideolojisi olarak belirtmektedir. Birliktelik ve farkındalık duygusu yaratırken ortak geçmiş, ortak düşmanlar, ortak hedefler ve gelecek duygusu yarattığını da vurgulamaktadır.
 
Milliyetçilik ile yemek arasındaki bağa bakıldığında mutfak, iştah ve lezzeti sosyalleştirerek yemekle olan bireysel ilişkiyi kolektif bir bağa dönüştürmektedir. Mutfak bağları “biz” ve “onları” tanımlamaya yardımcı olmakla beraber, ulus-devlet sınırlarını belirlemek ve kimin ulusal toprağına ait olduğunu tanımlamak için de kullanılmaktadır (Leer, 2018). Farklı kültürlerin ve kimliklerin gelişmesi, mutfakta farklı tatların, kökenlerin ve yöntemlerin gelişmesi için öncülük etmektedir. İnsanların yeme alışkanlıkları, kişilikleri ve kimlikleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olmaktadır (Aktaş, 2020).
 
Gastronomi açısından öneme sahip olan “Lezzet Fizyolojisi” eserinin yazarı Jean Anthelme Brilliant Savarin (1826), “bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diyerek yemek kültürünün toplumu yönlendirmek için bir araç olduğuna dikkat çekmektedir. “Biz ne yiyorsak o’yuz” sözü bugün için geçerli olsa da araştırmalar, Brillat-Savarin’in keşfettiği gibi yemediğimizin de bizleri tanımladığını göstermektedir (Çalışkan, 2013). Turaeva (2017), yemeğin kimlik işaretçisi, kimlik rozeti olduğundan söz ederken, Fischel (1988), yemeğin kimlik duygumuzun merkezinde yer aldığından söz etmektedir. Herhangi bir insan grubunun yeme şekli, onun çeşitliliğini, hiyerarşisini, birliğini ve düzenini gösterirken, farklı şekilde yiyenin de başkalığını ortaya koymasına yardımcı olmaktadır.
 
Yemek, sadece kültürü, coğrafyayı ve tarihi anlamak için bir araç değildir. Aynı zamanda kimlikleri belirlemede, oluşturmada ve bozmada kullanılan bir araçtır. Yemek, milletleri, dinleri, toplulukları ve halkları birleştiren ya da ayıran; sınırları belirleyen ve mevcut sınırların yeniden üretilmesine yardımcı olan siyasi bir vasıtadır. İletişim aracı ve sistemi olarak kültürü, ideolojiyi ve kimliği oluşturan bir unsur olarak da düşünülmektedir (Yıldırım, 2019).
 
Günümüzde gıdanın toplum ve siyasetteki rolü başta olmak üzere, toplumun değerlerini yansıtan bir araç olduğu giderek belirginleşmektedir. Toplum ve siyaset ilişkisini düşünen insanların katkılarıyla hazırlanan çerçeve, yemeğin yemek yemenin ötesinde kimliğimizi yansıtmak için bir araç haline geldiğini ve bazen yemek gibi kültürel unsurların kimliğimizi oluşturma sürecinde önemi olduğunu söylemektedir. Sık sık yediğimiz yiyecekler ile üzerine kurduğumuz ritüeller, ait olduğumuz coğrafyanın tarihini
 
ve kültürünü yansıtmaktadır. Dün ve bugün kimlikle yakından ilişkilendirdiğimiz yemekler etrafındaki uygulamalar bizi birleştirebildiği kadar ayrıştırmaktadır da. Bunun en büyük nedeni, kültürel değerlerin ürünü olan gıdaların “biz” ve “onlar” ayrımını yaptığımız zeminlerden biri olmasıdır. Bu nedenle yemek çoğu zaman milliyetçiliğin kendini gösterdiği bir alan olarak görülmektedir. Bu bağlamda, o bölgede yapılan ürünleri ve o bölgede yaşayan insanların deneyimlerini yansıtan yemekler, farklı ulusal kimlikler tarafından özümsenmeye çalışılmakta veya siyasetteki anlaşmazlıklar, ulusal öneme sahip yemekler ile etkileşime girmektedir (Beylunioğlu, 2021).
 
Yiyecek ve içeceklerin üretimi, taşınması, depolanması ve tüketiminde yer alan farklı toplumsal alışkanlık ve davranışlar, kültürün beslenme için önemini göstermektedir. Kültür, toplumun ne yiyeceğinin temel yönlendiricisi olmakta ve yiyecekler de kültürün bütünleyici parçalarını oluşturmaktadır. Kültür, toplumdan topluma kimlik ile yemek arasındaki ilişkiyi farklılaştırmakla beraber, bu farklılıklar o toplumun gastronomisini zaman içinde benzersiz ve sosyal bir sembol haline getirmektedir (Beşirli, 2010).
 
Gastromilliyetçilik, ulusal bağlılığın duygusal gücünü sürdürmek için gıda üretimi, dağıtımı, tüketimi ve kullanımının yanı sıra gıda üretmek ve pazarlamak için ulusal duyguların kullanımına işaret eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu terim ayrıca, gıda üretimi ve pazarlamasında milliyetçi duyguların kullanımını ve etkisini ele almaktadır (DeSoucey, 2010).
 
Son dönemde yemek, bir toplumun farklı bir topluma hâkim olmasının, kendi değerlerini iletmesi ve benimsetmesinin bir yolu haline gelmiştir. Bu nedenle bir toplumun kendine has yemek kültürü, endüstriyel olarak üretilmekte ve tüm dünyaya sunularak yayılmaktadır. Bu durum yemeğin kültürel olmaktan çıkıp küreselleşmesine yol açmaktadır (Yurdigül, 2010). Ancak küreselleşmenin getirdiği entegrasyonla ülkesel yemek kültürünün önemi azalmaya başlamıştır. 
 
Bu durum toplumsallığa ve dolaylı olarak kalkınmaya zararlıdır. Küreselleşmenin bir sonucu olarak, bu olgunun aksine gastromilliyetçilik terimi doğmuştur. Gastromillliyetçilik, bir toplumun yemek kültürünün benimsenmesi ve yaşatılmasına dayalı bir olgu olmakla beraber, bir toplumun coğrafi ve etnik kökenine göre geçmişten günümüze devam ettirilen ve o topluma özgü gıdaların kabulü, muhafazası ve ihracı olarak tanımlanmaktadır (Şahin, 2017).
 
Gastrodiplomasi Ve Gastromilliyetçilik
 
Gastromilliyetçilik açısından yemek, kolektif kimliğin temel unsurudur. Bu nedenle yöreselleştirilmiş yemek kültürünü milliyetçi projelerle birleştirmenin politik dinamiklerini kesin bir şekilde ortaya koyduğu için bu kavram, özellikle küresel ve ulus ötesi pazarlar bağlamında faydalı olmaktadır. (DeSoucey, 2012). Kendi yemek kültürünü benimsemiş ve geliştirmiş bir toplum için dünya pazarına girmek kolay olmaktadır (Şahin, 2017). Gastromilliyetçilik, hem ulusal sınırların dış uluslarla sınırlandırılmasına hem de içerideki aidiyetin tanımlanmasına hizmet edebilmekte, uluslararası siyaset sahnesinde, günlük gıda pratiklerinde ve ulusal birlik mitini normalleştiren iletişimde ekonomik bir araç olarak işlev görmektedir (Leer, 2018).
 
Bir ülkenin ulusal mutfağına ilişkin bilinç ve farkındalık düzeyini ölçmek için o ülkenin mutfak kültürünü ulusal kimliğiyle ne ölçüde özdeşleştirdiği, bunun için ne gibi teşvikler kullandığı ve kimliğini dünyaya ne kadar iyi yansıttığı incelenmelidir. Ayrıca ülkede ulusal yemek festivallerinin varlığı, mutfak kimliğine dair sahip oldukları, kitapları ve UNESCO tarafından tanınmış bir mutfak mirasının olup olmadığı, ülkenin gastromilliyetçi kimliğine ne kadar bağlı olduğunu göstermektedir (DeSoucey, 2010; Şahin, 2017).
 
Yemek kültürlerinin küreselleşmesi, dünyada ve özellikle Avrupa’da göçün artmasıyla birlikte yemek ve milliyetçilik arasındaki bağlantıya dikkat çekmektedir. Özellikle Avrupa genelinde göçü ve İslam’ı eleştiren, ulusal kimlik fikirlerini kurumsallaştırmak ve korumak için gıdayı kullanan siyasi partilerin artan hareketlerinde belirginlik görülmektedir. Fransa ve Danimarka kamu eğitim kurumlarında menülere domuz eti ekleyen ve Müslüman çocuklar ya da domuz eti yemeyen diğer azınlıklar için alternatife izin vermeyen, gıda yoluyla ulusal kimliği korumaya çalışan yerel yönergeler bulunmaktadır. 
 
Siyasi bağlantıların Yeni İskandinav Mutfağı gibi gastromilliyetçi söylem ve düşünce unsurlarını içerdiği de söylenebilmektedir (Andreassen, 2014). İskandinav Mutfağı geleneklerine geri dönerek ve yalnızca İskandinav malzemeleri kullanarak saf İskandinav mutfağı arayışıyla New Nordic Cuisine (Yeni İskandinav Mutfağı) oluşturulmuştur. Bu oluşum tek kültürlü, tek ırklı bir geçmişe duyulan özlemi, İskandinavya’yı ve beyaz vatandaşlarını küreselleşmenin tehlikelerinden koruma arzusunu ifade etmektedir (Leer, 2018).
 
Türk mutfağı açısından gastromilliyetçilik uygulamasına en güzel örnek, İngiltere’nin başkenti Londra’da beş ayrı şube ile restoran hizmeti sunan “Sofra Restoran” zincirleridir. Kurucu şef ve işletmeci Hüseyin Özer, servis ettiği yemeklerde Türk milli duyguları yansıtmakta olup, Türk mutfağının korunması, tanıtılması ve sürdürülebilirliğine katkıda bulunmaktadır. Restoranlarda hazırlanan ve sunulan yemekler, Türk mutfak kültürüne uygun tekniklerle hazırlanmakta ve Türk kültüründe yer alan isimler kullanılarak sunulmaktadır. 
 
Menülerde, mercimek çorbasından keşkeğe, Hünkâr Beğendi yemeğinden Tokat yaprak sarmasına, İmambayıldı yemeğinden Ali Naziğe tüm yemekler kültürel unsurlar yansıtılarak servis edilmektedir. Bu bağlamda Hüseyin Özer, Türk mutfağının kültürel değerlerini koruyarak gönüllü elçiliğini ülkemiz dışında başarılı bir şekilde yürütmektedir (Bucak, 2014). Uluslararası platformda gerçekleştirilen yemek yarışmalarına katılan Türk şefler de milli duyguları ön planda tutarak Türk yemeklerinin başarılı olması için çalışmakta bireysel başarının ötesinde Türk mutfağını tanıtmak ve Türk mutfağını diğer mutfaklardan farklı kılmayı amaçlamaktadır (Bucak ve Yiğit, 2019). Gastromilliyetçilik konusu incelendiğinde, karşımıza gastronomik kimlik ve coğrafi işaretler olmak üzere iki temel kavram çıkmaktadır. Bu kavramlar alt başlıklarda açıklanmaktadır.
 
Gastronomik Kimlik
 
Gastronomik kimlik; “bir topluma ait, beslenme şekilleri, yiyeceklerin üretimi, hazırlanması, tüketimi ile ilgili, toplumun kültürünü ve benliğini tasvir edecek kadar özgü, onu diğerlerinden ayıracak kadar özdeşleşmiş özellikleri anlatmak adına kullanılan bir olgudur” (Köşker, Ercan ve Albuz, 2018: 1243).
 
Bir bölgenin kültüründe beslenme ve miras olgusunu yansıtan ve o bölgeye özgü tüketim şekli ve özellikleri ile rekabet avantajı sağlayan etkin bir unsur olarak tanımlanmaktadır (Henderson, 2009). Fox (2007)’a göre, bir bölgenin gastronomik kimliği, turistlerin beklentilerini karşılamak ve turistlerin destinasyona gitmeden önce hayallerini nesneleştirip gösterişli hale getirmektedir. Bölgenin yöresel lezzeti, dokusu ve tarifleri bu bölgenin gastronomik kimliğini yansıtan belirgin özelliklerini oluşturmaktadır (Çalışkan, 2013).
 
 
Bölgenin özellikleri ve bileşenleri arasındaki etkileşimler, bölgeye özgü bir kimliğin oluşmasında etkin rol oynamaktadır (Çalışkan, 2013). Yemeklerin reçeteleri, yapılış teknikleri ve sunumları gastronomik kimliği yansıtırken, coğrafi değişkenler, tarih unsurları, etnik kökenlerin çeşitliliği, mutfak gelenekleri veya görgü kuralları, baskın tatlar ve tarifler ise coğrafi kimliğini belirlemektedir. Yerel mutfağın özelliklerini belirleyen mutfak görgü kuralları ise belirli bir kültürün yeme alışkanlıklarını ifade etmektedir (Suna ve Alvarez, 2019).
 
Gastronomik kimliği etkileyen faktörleri Harrington (2005), kültür ve çevre olarak belirtmektedir. Kültürün alt faktörleri olarak tarih, etnik çeşitlilik düzeyi, dini inanışlar, yenilikler, yetenekler, gelenekler, inançlar ve değerler yer almaktadır. Çevre unsurları, mevcut tarımsal ürünlerini, moda veya talep nedeniyle yeni ürünlerin uyarlana bilirliğini etkileyen coğrafyayı ve iklimi içermektedir. Gastronomik kimlikte kültür ve çevreden etkilenen faktörler; lezzet görüntüsü, görgü kuralları, tarifler, bileşenlerin füzyonu/teknikleri, şaraplar ile yemeklerin uyumu, iklim bölgeleri, eski dünya ve yenidünya stilleridir.
 
Geçmişten günümüze kültürler arası etkileşimlerle öğrenilenler, coğrafyanın etnik çeşitliliği, bölgede yaşamını sürdürenlerin yeniliklere bakış açısı, inanış ve değerler yerel olarak yetiştirilen gıdalardan ne üretilebileceğini belirlemektedir. Bu şekilde bölgeye has malzemeler, teknikler, tarifler, lezzet görüntüsü ve görgü kurallarının birleşimi ile şekillenen bir gastronomik kimlik oluşturulabilmektedir. Bölgeden bölgeye, kültürden kültüre farklılık gösteren gastronomik kimlikler ortaya çıktıkça, gastronomik kimliklerin taklit edilmesi zorlaşmaktadır. 
 
Coğrafi işaret sistemi, gastronomik kimliğin taklit edilmesini önlemeye yardımcı olan, üreticiyi, tüketiciyi ve gastronomik ürünü koruyan yasal uygulamalardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır (Çalışkan, 2013).
 
Coğrafi İşaret
 
Gastromilliyetçilik, dünya çapında geleneksel ve yerel gıdaların korunması, kabul edilmesi ve tanıtımını destekleyen bir olgu olarak tasvir edilmektedir. Coğrafi işaret kavramı da yerel ve geleneksel ürünleri desteklemekte olup, gastromilli bir yapının oluşmasında, geleneksel gıda üretiminin sürdürülebilirliği ve geliştirilmesinde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla gastromilliyetçilik ve coğrafi işaret kavramlarının aynı konuyla ilgili olduğu bilinmektedir (Şahin, 2017).
 
Ülkelerin ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlayan turizm endüstrisi, kültürel ve geleneksel değeri olan ürünleri ön plana çıkararak yöresel değerlerin önemini her geçen gün arttırmaktadır. Dünya genelinde ya da ülke genelinde önemi artan yöresel değerlerin karıştırılmaması için hazırlanan yasa ile benzersiz turistik değere sahip, önemli ekonomik katkısı olan ürünlere “coğrafi işaret” uygulanmaktadır (Polat, 2017).
Coğrafi işaret, emsallerinden temel olarak farklı olan ve bu farklılığı, kökeninin bulunduğu bölgeye borçlu yerel bir ürünün adını ifade etmektedir (Oğan ve Böyükyılmaz, 2020). 
 
Dünya Ticaret Organizasyonu ise coğrafi işareti, bir malın belirli bir kalite, itibar veya başka bir özelliğinin öncelikle coğrafi kökenine atfedilebilir olduğu bir ülkedeki, bir bölgede ya da bölgedeki alanda menşeli olduğunu tanımlayan işaretler olarak belirtmiştir (WTO, 1994).
 
Coğrafi işaretler, menşe bölgeye dayalı kültürel kimliği kullanan, üretim sürecinde belirli becerilerin ve doğal kaynakların değerini fark eden ve ürünler için benzersiz bir kimlik oluşturarak tarımsal ürünlere ekonomik değer katabilen bir pazarlama aracı olarak hizmet etmektedir (Addor ve Grazioli, 2002). Coğrafi değeri olan ürünleri değerlendirmek, ülkenin kültür ve geleneklerinin de değerlendiği anlamına gelmektedir (Orhan, 2010). 
 
Coğrafi işaretler “mahreç işareti” ve “menşe adı” olarak ikiye ayrılmakla beraber “geleneksel ürün adı” olarak kullanılan coğrafi işaretli ürünler de olmaktadır (Oğan ve Böyükyılmaz, 2020). Coğrafi işaretlerin alınmasında (Orhan, 2010); coğrafi sınırları olan bir bölge ve bu bölgeye ait doğal ve beşeri unsurlardan yapılmış bir ürün olmalıdır. Ürünün üretimi, işlenmesi ve diğer tüm işlemleri bu bölgede gerçekleşiyorsa “menşe adı” (Örnek; Afyon kaymağı, Finike portakalı, İzmit pişmaniyesi), en az biri bu bölgede yer alıyorsa “mahreç işareti” (Örnek; Bozdağ Kestane şekeri, Adana biber salçası, Daday etli ekmeği) gösterilmektedir.
 
Sonuç
 
Disiplinler arası bir alan olan gastronomi, hızlı değişimlerle gelişmeye devam etmektedir. Bu gelişimin etki ettiği en önemli unsurlardan olan yemek, uluslararası ilişkilerde önemli aktörlerdendir. Gastrodiplomasi kavramsal olarak incelendiğinde eskilere dayanan, fakat diplomaside oldukça yeni sayılabilecek bir kavramdır. Gastronomi ve diplomasinin birleşimi olarak karışımıza çıkan gastrodiplomasi, ülkelerin mutfak kültürlerini diğer toplumlara tanıtmayı amaçlayan ve bu amaca ulaşmak için geleneksel mutfak kültürünün kullanıldığı devletten kamuya bir iletişim çalışmasıdır.
 
Gastromilliyetçilik ya da mutfak milliyetçiliği kültürel, tarihsel zenginlikleri ve ulusal mutfak yoluyla ait oldukları ülkeyi en iyi temsil eden unsurlardandır. “Gelenek” ve “ata mirası”, mutfak milliyetçiliğini açıklamaya yardımcı olan kılavuz niteliğindeki sembollerdir. Gastromilliyetçilik sayesinde, yemek kültürünü iyi yansıtan, tanıtan ve yaşatan ülkelerin diğer kültür ögelerinin de başka ülkeler tarafından tanınması ve anlaşılması mümkün olmaktadır. Bu sebeple ulusal mutfak kavramının iyi bir kültürel iletişim aracı olduğunu söyleyebilmekteyiz.
 
Kültürel değer ve geleneklerine ve ulusal değerlerine saygı duyulan toplumlarla iletişim daha kolay sağlanabilmektedir. Bu sebeple bireylerin bir kültür ile ilgili bilgi sahibi olmalarıyla ön yargılarından arınıp tutumlarının olumlu yönde değişebileceğini söyleyebiliriz. Bir Amerikan kamu diplomasisi atasözüne göre “bizi bilmek bizi sevmektir” sözleri, gastrodiplomasi kapsamında “yemeklerimizi tatmak bizi sevmektir” şeklinde değiştirilebilir (Rockower, 2012). Böylelikle ülkelerin mutfak kültürüne ait ürünler, yabancı toplumlarla iletişimde bir köprü olacağı söylenebilir.
 
Günümüzde mutfak kavramı, kültür unsuru ile beraber fiziksel yapısının dışına çıkmakta, küresel ekonomi içinde ülkelerin sosyal bağlar kurmasına ve kültürlerinin tanınmasına yardımcı olmaktadır. Bunun yanında mutfak, milliyetçi duyguların yemek yoluyla aktarılması, korunması ve diğer milletler tarafından karıştırılmaması açısından da önemli olmaktadır. Mutfak kültürü de ülkeleri sembolize eden bayraklar gibi ulusal bir kimlik oluşturmaktadır. Gastrodiplomasi ve gastromilliyetçilik kavramları bütünleşik olarak değerlendirildiğinde farklı amaçlara aynı yolla hizmet ederek ulusal çıkarları gözetmektedir.
 
Gastrodiplomasi Ve Gastromilliyetçilik
 
Kaynakça
Addor, F. & Grazioli, A. (2002). Geographical Indications Beyond Wines and Spirits: A Roadmap for Better Protection for Geographical Indications in the WTO/Trips Agreement. Journal of World Intellectual Property, 5(6), 865-898.
Akıncı, A. (2019). Milliyetçiliğin Kökenleri: Etnisite/Ulus (Millet) İlişkisi. İnsan ve İnsan, 6(21), 413-430.
Aktaş, F. (2020). Gastro-Anomie’ye Karşı Gastronomik Kültür, Kimlik ve İmaj Yaratmak. Journal of Global Food Research, 1(1), 42-48.
Andreassen, R. (2014). The Search for the White Nordic: Analysis of the Comtemporary New Nordic Kitchen and
Former Race Science. Social Identities, 20(6), 438-451.
Beşirli, H. (2010). Yemek, kültür ve kimlik. Milli Folklor. 22(87), 159-169.
Beylunioğlu, A. M. (2021). Gastro-milliyetçilik ve Antisemitizim: Philadelphia’da Bir Yemek Festivali İptal Edildi, Erişim Tarihi: 23.09.2021.
Bucak, T. (2014). Turkish Restaurant Business in Adroad: United Kingdom Sofra Restaurants Chain Sample. International Journal of Humanities and Social Science, 4(9), 168-175.
Bucak, T. & Yiğit, S. (2019). Gastromilliyetçilik ve Gastrodiplomasi Kavramları Üzerine Bir Değerlendirme. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 21(4), 1305-1320.
Bucak, T., Yiğit, S. & Okat, Ç. (2019). Türk Mutfağı Tanıtım Faaliyetlerinin Gastrodiplomasi Kavramı Açısından İncelenmesi. Emir, O. (Ed.). 20. Ulusal ve 4. Uluslararası Turizm Kongresi Bildiriler Kitabı (28-35). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Basımevi.
Çalışkan, O. (2013). Destinasyon Rekabetçiliği ve Seyahat Motivasyonu Bakımından Gastronomik Kimlik. Journal of Tourism and Gastronomy Studies, 1(2), 39-51.
Çavuş, T. (2012). Dış Politikada Yumuşak Güç Kavramı ve Türkiye’nin Yumuşak Güç Kullanımı. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2(2), 23-37.
Çevik, A. (2020). Gastronomi Alanında Yeni Bir Kavram: Gastrodiplomasi. (Yüksek Lisans Tezi), Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Aydın.
DeSoucey, M. (2010). Gastronationalism: Food Traditions and Authenticity Politics in the European Union. American Sociological Review, 75(3), 432-455.
DeSoucey, M. (2012). Gastronationalism., Ritzer, G. (Ed.) The Wiley-Blackwell Encyclopedia of Globalization. https:// ur.booksc.eu/book/63968293/9f8ea8. Erişim Tarihi: 17.09.2021.
Fischel, C. (1988). Food, Self and Identity. Social Science Information, 27(2), 275-292.
Fox, R. (2007). Reinventing the Gastronomic Identity of Croatian Tourist Destinations. International Journal of Hospitality Management, 26(3), 546-559.
Global Culinary Initiative Committee (2017). Newsletter. The Power of Culinary Diplomacy. https://www.ldei.org/ images/GCI%20newsletter%205_17.pdf. Erişim Tarihi: 15.09.2021.
Gür, N. (2014). Yeni Türkiye’nin Yumuşak Güç Unsurları: Turizm. Seta Perspektif, http://file.setav.org/Files/ Pdf/20140804151240_turkiyenin-yumusak-guc-unsuruturizm.pdf Erişim Tarihi: 23.09.2021.
Harrington, R. J. (2005). Defining Gastronomic Identity. Journal of Culinary Science & Technology, 4(2-3), 129-152.
Henderson, J. C. (2009). Food Tourism Reviewed. British Food Journal, 111(4), 317-326.
Ichijo, A. & Ranta, R. (2018). Yemek ve Ulusal Kimlik. (E. Ataseven, Çev.), İstanbul: Ayrıntı Yayınları.
Köşker, H., Ercan, F. & Albuz, N. (2018). Osmanlı Çileği’nin Gastronomik Kimlik Unsuru Olarak Değerlendirilmesi. Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 10(30), 1236-1269.
Leer, J. (2018). Monocultural and Multicultural Gastronationalism: National Narratives İn European Food Shows. European Journal of Cultural Studies, 8(1), 1-18.
Nye, J. (2004). Soft Power and American Foreign Policy. Political Science Quarterly, 110(2), 255-270.
Oğan, Y. & Böyükyılmaz, S. (2020). Karadeniz Bölgesinin Coğrafi İşaretli Gastronomik Ürünleri. Gastroia: Journal of Gastronomy and Travel Research, 4(3), 337-354.
Ooi, C. S. (2015). Soft Power, Tourism. Encyclopedia of Tourism, 1-2.
Orhan, A. (2010). Yerel Değerlerin Turizm Ürününe Dönüştürülmesinde “Coğrafi İşaretlerin” Kullanımı: İzmit Pişmaniyesi Örneği. Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, 21(2), 243-254.
Osipova, Y. (2014). From Gastronationalism to Gastrodiplomacy: Reversing the Securitization of the Dolma in the South Caucasus. Public Diplomacy Magazine, 11, 46-50.
Paul, J. (1996). Nation Formation: Towards a Theory of Abstract Community. London: Sage Publications.
Polat, E. (2017). Turizm ve Coğrafi İşaretleme: Balıkesir Örneği. The Meric Journal, 1(1), 17-31.
Rockower, P. S. (2012). Recipes for Gastrodiplomacy. Place Branding and Public Diplomacy, 8(3), 235-246.
Rockower, P. (2014). The State of Gastrodiplomacy. https://www.bidd.org.rs/the-state-of-gastrodiplomacy/. Erişim Tarihi: 15.09.2021.
Solleh, F.M. (2015). Gastrodiplomacy as a Soft Power Tool to Enhance Nation Brand. Journal of Media and Information Warfare, 7, 161-199.
Soner, F. (2020). Gastrodiplomasi. Ankara: Siyasal Kitabevi
Suna, B. & Alvarez, M. D. (2019). Gastronomic Identity of Gaziantep: Perceptions of Tourists and Residents. Advances
in Hospitality and Tourism Research, 7(2), 167-187.
Suntikul, W. (2017). Gastrodiplomacy in Tourism. Current Issues in Tourism, 22(9), 1076–1094.
Şahin, A. (2017). Gastromilliyetçilik Kavramının İncelenmesi: Coğrafi işaretler ve Markalaşma Faktörleri. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 10(48), 459-465.
Turaeva, R. (2017). The Role in Identification Process: Examples from Central Asia. Alymbaeva, A. A. (Ed.). Centre for Anthopological Studies On Central Asia II, 93-103.
Wallin, M. (2013). Gastrodiplomacy, “Reaching Hearts and Minds Through Stomach”. https://www.americansecurityproject.org/gastrodiplomacy-reaching-hearts-and-minds-through-stomachs/.
WTO, (1994). Dünya Ticaret Organizasyonu, Agreement on Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights: Annex 1C Geneva, Switzerland. http://www.wto.org/english/docs_e/legal_e /27-trips.pdf, Erişim Tarihi: 04.10.2021.
Yıldırım, E. (2019). Yemek, Ulusal Kimlik ve Milliyetçilik İlişkisi Üzerine; “Çiya” Markası ve “Turquality” Programı Örnekleri Üzerinden Bir Yaklaşım Denemesi. Ekonomi, Politika & Finans Araştırmaları Dergisi, 4(2), 188-203.
Yurdigül, A. (2010). Kültür Endüstrisi Bağlamında Yemek Kültürü Eleştirisi. (Yüksek Lisans Tezi), Atatürk Üniversitesi, Erzurum.
 
Has aşçıbaşı Ahmet ÖZDEMİR olarak kaynak gördüğüm:
Sn. Engin PULLUK ve Anıl ÖRNEK'a ilgili "Gastrodiplomasi Ve Gastromilliyetçilik" isimli akademik çalışmaları için yürekten teşekkür eder mesleki yaşamlarında başarılar dilerim. Profesyonel mutfaklarda ve aşçılık camiasında ihtiyacı olanlar tarafından mutlaka örnek olarak dikkate alınacaktır.
 
Restoran Mutfağı Nasıl Kurulur?
 
Profesyonel Mutfaklarda Aşağıdaki Kaynak Olarak Gördüğüm Diğer Yazıları 'Da Okumak İsteyebilirsiniz...
 
Genel Mutfak Bilimi Nedir?
Profesyonel Mutfak Bölümleri Nelerdir?
İyi Bir Mutfak Yönetiminde Verimlilik Nedir?
Alakart ve Endüstriyel Mutfak Çeşitleri Nelerdir?
Otel ve Restoran Mutfak Organizasyonu nasıl yapılır?
Modern Mutfak Üniteleri Nelerdir?
Yönetici Mutfak Planlaması Nedir?
Dünyada Mutfağın Tarihsel Gelişimi Nedir?
Kesin Başarı İçin Restoran Danışmanlığı Almalımıyım?
Dünyaya Örnek Olabilecek Yeni Restoran Projeleri Nelerdir?
Yeni Restoran Açmak İsteyenlerin En Çok Sorduğu Sorular?
Yeni Restoran Açarken Nelere Dikkat Etmeliyim?
Yemek Fotoğraflarına Ve Yemek Stilistliğine Eleştirel Bir Bakış
Gastronomi Araştırmalarında Yemeğin Kültürel Tarihi Nedir?
Yüksek Mutfak, Avangard Mutfak ve Rafine Mutfak Nedir?
Parofesyonel Mutfaklarda Moleküler Gastronomi Konusundaki Görüşler Nelerdir?
Profesyonel Otel Mutfağı Organizasyonu Nedir? Nasıl Yapılır?
Gastronomi ve Mutfak Danışmanlığı & Kitchen Consulting
Yeni Restoran Danışmanlığı & Restaurant Consulting
Restoran Menü Danışmanlığı & Menu Consulting
Yeni Restoran Açarken Nelere Dikkat Etmeliyim?
Sos Nedir, Özel Yemek Sosları Nasıl Yapılır?
Yurt Dışı Mutfak Personeli Danışmanlık Hizmetlerine Nasıl Ulaşırım?
International Kitchen Staff Consultancy Services
En iyi Restoran Projeleri Nelerdir?
Yeni Restoran Yönetimi Nedir?
Restoran Mutfak Yönetimi Nedir?
Yeni Restoran Yönetim Sirküleri Nasıl Yapılır?
Yestoran yada otel işletmeleri için Organizasyon Anlaşma Metni nasıl hazırlanır?
Nasıl Marka Restoran Olunur?
Başarılı Türk Mutfağı Şeflerine Nasıl Ulaşırım?
En Zengin Aktivite & Banquet Menüleri Nelerdir?
En farklı Örnek Restoran Menüleri Nelerdir?
Restoran ve Otel Menü Yönetimi Nedir?
 
*** Yukarıda belirtilmiş olan ve yazı içeriğindeki diğer etiketlenmiş konular ile ilgili alanlarda daha fazla bilgi ve gastronomi danışmanlığı alanında hizmet alanlarım içerisinde destek almak için iletişim bilgilerimden tarafım ile bağlantıya geçebilirsiniz. ***
 
İşletmeci Körlüğü

 

 



Restaurant Consulting Menu Consulting Gastronomy Consulting Culinary Consulting How to Open a Restaurant Food and Beverage Consulting Concept Consulting